Troi ile bir gece, 1988'de MS-DOS'ta çıktığında, birinin aklına "yetişkinler için interaktif roman" demek yeterli bir pazarlama sözüydü. Metin tabanlı macera, grafik yok, sadece yazı ve seçenekler—ve evet, tüm bu "cesur" içeriği. Otuz beş yıl sonra baktığında, bu şey hiç de cesur değil; tam tersine, dönemin naifliğinin ve sınırlarının tutanağı.

Oyun basit: Troi isimli bir karakterle ilişki kurmak üzeresin, ekranda yazılı durumlar okuyor ve konuşmak istediğin cümleyi seçiyorsun. Yazıya göre sonuç belirleniyordu—eğer öyle diyebilirse sonuç. Aslında mekanizm o kadar ilkel ki, "oyun" demek bile ağır kalıyor. Bir menü sisteminden biraz daha fazlası, hiç değilse tasarım itibarıyla.
Sorun şu: senaryonun yazılı kısmında hiçbir gerçek diyalog yok, oyunun kendisinde de hiçbir gerçek interaktivite yok. Seçenekler çoğu zaman alakasız, cevaplar mekanik. Troi'nin tepkisi tahmin edilebilir, hatta monoton. Bir dakika sonra anladığın şey: bunu "oyun" değil, "beş dakika oku" diye çerçeveleyebilirdin ve hiçbir şey değişmezdi. Hatta daha iyi olurdu.
Neden kalıyor hafızada? Çünkü temsil eder. 1988'de birisi gerçekten düşünmüş ki, insanlar bir DOS makinesi karşısına oturup bir program üzerinden sanal ilişki kurmak isteyecekler. Metin yoluyla. Hayır, bu aptalca değil—belki idealisti. Ama sonuç hiçbir zaman hayal ile buluşmadı. Yazılım kısıtlı, senarist ise sadece yapabildiğini yapmış: biraz alaycı diyalog, biraz "seçim", biraz oransal olasılık.
Günümüzde bunu oynayan kimse kalıyor mu? Çok az. Aralık konusunda meraklı retro oyuncu belki—tarihsel merak için, "90'lar erotik yazılımı gerçekten böyle miydi?" sorusu için. Cevap evet, ve çoğu zaman kötüydü. Bu oyun da kötü; ama kötü olması sayesinde tutarlı. Hiç aldatmıyor.