Bir joystick al ve yükle, beş dakika eğlendirir sonra sıkılmaya başlarsın — Summer Challenge böyle bir oyun, ciddiyetle tutulmuş bir girişim ile tembellik arasında bir yerde duran bir koleksiyon.

Olimpiyat ruhunda spor disiplinleri — sprintler, atlamalar, atmalar, yüzme. Her disiplinin kendine ait mekaniği var, birkaç denemede öğrenirsin ve hemen tavanına çarpmışsın. Hedef net: madalya topla ve arkadaşlarınla skorları karşılaştır. PC yarışmalarının norm olduğu bir dönemde, bu oldukça çekici görünüyordu.
Sorun hassaslık ve tekdüzelikte yatıyor. Her oyun birkaç tıklamaya ya da doğru anda bir tuşu basılı tutmaya indirgenmiş. Sprinter sol ve sağ tuş basışlarını değişkerek çalışıyor — ne kadar hızlı, o kadar iyi. Atlamacı koşuyor, atlıyor, inişe geçiyor. Ses mütevazı, grafikler keskin ama düz — uniforma arka fonda sadece plastik küçük figürler. Daha sonra çıkan spor oyunlarındaki gibi zarafet yok. İkinci turda açıkçası sıkıcı.

Oyunun gerçek çekiciliği çok oyunculu oynama ve bir joystick paylaşma yeteneğinden geliyordu. Hepiniz bir bilgisayarda oturup birbirinizin maçlarını sabote etmeye çalışırken, en azından eğlenceliydi. Yapay zekaya karşı solo? Bu can sıkıcı. Oyun öğrenmiyor, dinlemiyor — sadece aynı mantık bloğunu tekrarlıyor.

Bugün Summer Challenge iyi yaşlanmadı tam da derinlik eksikliği nedeniyle. İlerleme yok, açılacak şey yok, geri dönmek için bir sebep yok. Bir yaz gününün fotoğrafı — kısa, unutulmaya mahkûm, katmansız. Eğer belirsiz eski MS-DOS meraklılıkları tarafından cezbedildiysen ve bilgisayarların bir spor turnuvasını piksellere çevirmeyi nasıl hayal ettiğini bilmek istiyorsan, bu ilginç bir tarihsel belge. Daha fazlası değil.