Jr. Pac-Man ekran boyunca küçük sarı bir kasırga gibi fırlatıp ne zaman duracağını bilmeden ilerliyor. Bu genç, labirent boyamacılığının kendisine uygun olmadığına karar vermiş — hepsini şimdi, hepsini bir anda ve gittikçe daha hızlı istiyor. Gece yarısı işleri yapan bir programcı da aynı şeyi hissetmiş olmalı ve Pac-Man'in orijinalinden daha çapkın ama aynı zamanda daha kaotik bir şey yaratmış.

Seksenli yılların ortasında DOS için çıkarılan bir arcade mantık oyunu. Temel oyun mekaniği basit kalıyor — bir labirentte noktaları toplayıp seni kovalayan hayaletlerden kaçmaya çalışıyorsun. Prosedürü biliyoruz. Ama Junior kesinlikle babasının sadece bir kopyası değil. Labirent hareket ediyor, sanki nöbet geçiriyormuş gibi kıvrılıyor ve sen zekânla ve reflekslerinle ayak uydurmak zorundaysın.
Kontroller basit — ok tuşları Junior'u etrafında hareket ettiriyor, hedef açık. Sadece her şey hızlı oluyor. Çok hızlı. Labirent sadece bir sahne değil, aktif bir oyuncu. Duvarlar değişiyor, mekanlar dönüşüyor ve evet, seksenli yılların bilgisayarı için bilimsel mucize gibi gözükse de, pratikte bu demek oluyor ki sola gitmek istediğine karar verdiğin bir durumda, sol aniden var olmaktan çıkabiliyor. O zaman hayaletlere pek ihtiyacın olmaz — kendin kendini yeterince yıkarsın.
Zamanında ilginç bir numaraydı — dinamik labirent, görünüşte tüketilmiş bir konsepte hayat vermek için akıllıca bir yol olmuştu. Ama bugünün oyuncusu bunu daha hayal kırıcı bulabilir. Bu beceri ve taktik hakkında değil; oyunun kuralları değiştirmeye karar verdiği anda seni tuzağa düşürmemesini umut etmek hakkında.
Bunu tarayıcıda oynamak esas olarak bir merak meselesi olarak mantıklı — eski bir DOS bilgisayarının yaratıcılığını nasıl göstermeye çalıştığını görmek. Kötü bir oyun değil, sadece her şeyin farklı olabileceğini ve bununla başa çıkmak zorunda olduğunu sana söyleyen bir oyun. Belki de tam olarak birinin aradığı şey budur.