Ekranda dört renkle oynanan bir oyun — 1983'te IBM PC'de bu bir devrim demekti. Digger, Windmill Software'in o dönemde çoğu yazılım tablo veya metin editörü gibi görünürken, bir arcade makinesinin hızını ve akıcılığını çıkarmayı başaran nadir eserlerden biri.

Konsept sade ve ilk bakışta açık: bir kazı makinesi kontrol edersin, altında elmaları toplayıp düşmanlardan kaçarsın. Ekranda yavaş yavaş açılan tünellerin içinde ilerliyorsun, her seviyede aynı hareket, aynı ritmik hızlanış ve aynı sinir bozucu an geliyor — duvarı kazmaya başladığında seni avlamaya başlayan canavarlar. Oyunun tuzağı budur: acele etmek ölüm, ama duraksamak da. CGA paletinin kısıtlı renkleriyle yapılmış, ama her karenin konumu anlaşılır ve hızlı kararları destekliyor.
Oynanış mekanikler bugünün gözüyle ilkel görünse de, o zamanlar bu tuş hızlığı ve tepkisel oyun tasarımı bir şeydi. Hareket düzgün, kontroller yanıtsız değil — en azından uygun şekilde ayarlanmışsa. Ancak seviyeler hızla tekrarlayıcı olmaya başlıyor, yeni unsurlar yok, sadece düşmanlar biraz daha agresif hale geliyor. Arcade oyunların o dönemi budur işte: güzel bir fikir, sınırlı tekrarlama ve sonunda oyuncunun Pac-Man'ı veya Donkey Kong'u tercih etmesi yeterli bahane.
Digger'ı hatırlıyoruz çünkü IBM PC'nin erkek çocuklarının zamanında nadir renkli seçeneklerden biriydi. PC Speaker'ın cızırtılı seslerine karşı, ekranda gerçekten bir şey oluyordu. Teknoloji tarihçileri için önemli, nostalji için de. Oyun kültürü açısından ise — varılı geliş, kısa ömürlü, ama döneminin damgasını vurmuş.
Bugün? Eğer o devre dönüp bakmak istiyorsan ve donanım sınırlamalarına karşı hoşgörü gösterebiliyorsan, bir web tarayıcısında birkaç devre geçirmek sıkıcı olmayacaktır. Oyun basit, net ve hızlı — yani yapması gereken şeyi yapıyor. Ama uzun süreli bağımlılık bekleme. Bu, 1983'ün hafif eğlencesi, bugünün nostalji hapı.